18 Eylül 2017 Pazartesi

Ben Yetim!

Rusya, Arnavutluk, Afganistan, Irak, Makedonya, Sırbistan...Her ülkeden insan var geçici kampta. Rusya'dan Avrupa'ya gelenler hariç yolu Türkiye'den geçmeyen yok. Ülkemizin vize uygulaması acaba ne ola ki🤔 Yol geçen hanı uygulaması mı? 

Herkes bir kaç kelime de olsa Türkçe konuşabiliyor. 
Suriyeliler çok seviyor bizim crazy presedenti. Kimi verilen bir torba kömürden, kimi de bir koli kumanyadan bahsediyor. Tabi bunun yanında botlarla 5 gün aç bir şekilde Türkiye'den çıkış maceralarını da anlatıyorlar. Bu yolu açana nedense rahmet okuyorlar.

Bizimle her zaman aynı konu üzerine muhabbet ediyorlar. Türk diziler ve sanatçılar. Polat Alemdaroğlu ve İbrahim Tatlıses'in  ülkemizin tanıtımı adına ne kadar kıymetli olduğunu yeni idrak ediyorum.

Bir Iraklı genç beni her gördüğü yerde selam mahiyetinde aynı şarkıyı söylüyor. Bir zamanın yanık sesli sanatçısı İmparator İbrahim Tatlıses'ten..

  • Ben yetim ben yetim ben yetim vay
    Ben öksüz ben öksüz ben yetim vay
    Binmişsen binmişsen dert atına
    Yavaş get yavaş get ben yetim vay

    Ağlama ağlama gel ağlama
    Zamana zamana bel bağlama
    Gün gelir gün gelir bu da geçer
    Aç gözün aç gözün ağlama vay



..ve ben ilk göçmen bürosu görüşmemde Tuğba'dan bahsediyorum. Gün gün katlanan acılarımızdan dolayı unuttuğumuz Tuğba'dan.. Yaşadığı işkence ve çocuklarından ayrı kalma kaygılarından akli dengesini yitiren arkadaşımdan. Eğer beni de içeri alsalardı, benim de durumum Tuğba gibi olurdu, çocuklarım yetim kalırdı diyiveriyorum. Kardeşimin derdi bana emsal teşkil ediyor..

Yetim kalan bütün çocukların ahları ile yürüyorum geceye..

http://www.tr724.com/gozaltinda-akli-dengesini-yitiren-tugba-ogretmen-tekrar-cezaevine-kondu/

14 Eylül 2017 Perşembe

Mağdur Edebiyatı!


Mağdurum ben Mağdurum..

Amansız biri (Twitter da kullandığı isim) 'uzaktan ahkam kesmeyelim' yazmış.💆🏼💆🏼💆🏼🤦🏼‍♀️🤦🏼‍♀️🤦🏼‍♀️ Bu gece aldığım tek eleştiri bu oldu. Amansız arkadaş eleştirisiyle bana ilham verdi. Teşekkür ediyorum.

Change org faaliyetleri çok önceden bildiğim, aktivist olarak desteklediğim bir platform. Aklımın bir köşesinde hep durur. Mustafa Emre Çabuk/ Gürcistan desem hepiniz hatırlarsınız. 11.850 imza atıldı.👏🏻👏🏻👏🏻 Gerekli yerlere mağduriyet bir nebze de olsa ulaştırılmış oldu. Bu kanalı hep kullanmamız lazım.

Benden yaşça küçük 👨🏼‍💼ama benden kesinlikle büyük gösteren 👩🏻‍💼Bir gönül dostu 'bu işe bir el at sen yaparsın #668bebekhapiste' yazınca  'sen ne güne duruyorsun' kelimesi içimde patladı.🤢 Sonra işi gücü olan, çalışan biri olduğunu düşününce yüzüne söylemekten vazgeçtim(burdan söyledim işte 🙋🏻)

O dakikadan itibaren imzayı kim başlatabilir diye düşünüp aklıma gelen tüm isimlere sordum. Bilin bakalım ne oldu. Kendime iş çakmış oldum🤦🏻‍♀️💆🏻Malumunuz üç küçük yavrum var ellerinizden öper. Küçük oğlan iki gündür öksürüyor da öksürüyor. Bu akşam 4 kişi topluca tuvalete gittik. Meğer tuvaletin kapanıp hamama dönme saatiymiş.😱 Bir kadın iki yavrusunu yıkıyor. Hemen kolları sıvadım bebeğini yıkamaya çalışan kadına yardım ettim. Hem söyleniyorum 'burda çocuk mu yıkanır' diye hem yardım ediyorum. Sizin anlayacağınız şenlikli bir atmosfer içindeyim.

Günlük rutin işlerin ekstraları bunlar. Aklımda imza kampanyası. Metni ilk yayınladığımda hatalarla doluydu. Canan'ı seçtim sosyal platformdan, yardım istedim. Naif kardeşim her ne kadar benden genç gösterse de gereğini yaptı güzel bir metinle huzurlarınıza çıkmış oldu. 👏🏻👏🏻Görsel de hangi foto olsun, videoda ekleyelim mi? derken yayına aldık. Ahmet Bozkuş destekleyenler arasında birinciliği kaptırmadı. Sırasıyla yavrularımın ellerinden öpeceği 2066 kişi desteklemiş oldu. Özetle; Biz hepimiz bu gece 2066 imzaya ulaştık.(milyon teşekkür)

Yetmez ama evet! Şimdi Sayın Seyirciler ikinci aşamaya gelmiş olduk.  Bunun için international action almamız gerekiyor. Yine yalvaracağım tutmayın beni. pls🙏🏻🙏🏻

Fransızca, Almanca, Arapça,...................., Maori dili

Aklınıza gelen tüm dillerde çeviri ekleyip bu kampanyaya desteği arttırmamız gerekiyor.

'Bizde de dil 👅 var pabuç kadar ama işe yaramıyor' bu gecenin arka plandaki etiketi idi. Velhasıl çok kişiye translate teklifinde bulundum hasta oğlumla ilgilenirken..

Ne olur, her dile çevirerek imza desteğini arttırmaya çalışalım. Tevfik bizden, takdir Hüda'dan cc. Kimbilir belki son geceleri bebeklerin hapishanede 🙏🏻🙏🏻🙏🏻

13 Eylül 2017 Çarşamba

#HatunTuğlukHepimizinAnnesi

Bu ülke..
Bu ülkede artık ölülere bile rahat yok. İki sloganla mezarından teni soğumamış cenaze çıkaran bir ülke.

Hatun Tuğluk Ana..

O yaşlı bir Anne mezarıdır artık . Ölüm gelmişse ocağınıza, ne deseniz ne yapsanız boş artık. Son görevdesiniz. Tarifi imkansız duygular içinde, bir film şeridi gibi annenizin yokluğunu sorgularken ve yüreğiniz kan ağlarken eşe dosta haber verip cenazeyi kaldırmanız gerekiyordur.. Siz ağlarken en yakın dostlarınız bile sizi teselliden acizdir. Sadece kolunuza girer yıkılmamanız için. Üzgün üzgün bakabilir gözlerinizin içine acınızı paylaştığınızı hissedin diye.

Ama bu sefer böyle olmadı. O Ha! kapsamında bu da oldu. Yaşanmaması gereken hadiseler zinciri yaşandı. Bir Ana' yı Kabirde ilk gece rahat bırakmadılar, dillerinden Müslümanlığı düşürmeyen din düşmanları.

Şahsen bu yaşıma kadar ilk defa gördüğüm bir muamele. Ölünün gömülmesine izin vermediler. İnsanlık tarihinde sayısına az rastlanır bir hadise yaşandı.

Yetmedi! Henüz vefat eden Hatun Ana için naralar attılar..

'Bazı Anneler vardır ne yiğitler doğurur, bazı  anneler vardır ne itler doğurur.'

Şeytan bile bu performansı hayretler içinde kenardan izledi.

ve bizim İnsanlığımız; 

Hatun Tuğluk'un faşizan bir linçle çıkarıldığı mezara gömüldü.
ve Siz;

"Vatanımızdaki Ölülerimize bile saygısı olmayanlar! Düşmanlığımızı bile hak etmeyecek kadar alçaldınız.


Bu gece İnsanlığı ölenlerle, İnsanları ölenlere Allah rahmet eylesin..

http://yenihamle.com/2017/09/14/hatun-tugluk-hepimizin-annesi/

12 Eylül 2017 Salı

Cezaevine Mektup

Merhaba,
Senin yalnızlığın şu an benimkinden çok büyük bilirim. Bu mektubu sana seni ne kadar çok seven ve bekleyenler var 'hatırla' diye yazıyorum. Emin ol bekleyenin olması çok özel bir duygu! Biliyor musun? benim bir yol arkadaşım veya bekleyenim yok. Artık tek başıma yürüyorum.

Nasıl diner bilemem yüreğindeki yangın. Yaşamadan anlaması zor.  Dalıp dalıp gidiyorsun ya o soğuk taşlara.. Hani bazen bir kriz hali ve sen iki büklüm... Gökkubbe tüm genişliğine rağmen üzerine geliyor ya.

Bizi merak ettiğini söylemişsin. Halimiz Umman.. Umman yanar mı? Sen içerideydin biz Umman'ı yaktık dışarıda. Zaten; Küre-i arz da cayır cayır ve ıpıssız yokluğunda.

Şimdi sen dedin ya 'bir dost selamına hasretiz' diye biz sana bin dost duasıyla ile geldik. 'Şimdilerde bu sert rüzgârlara  mâruz kalsak ta, farkına varamadığımız bir meçhulde yepyeni bir dünya kuruluyor.'

Çok eskilerden vatanını bir ideal uğruna bırakıp hicret edenler destan yazmıştı. Sen bu destanı tamamlanmayan bestesisin. Yeni bir dünyaya insani haklarını sen anlatacaksın. Bu sebeple içeriden sağlıklı çıkman gerekiyor. Cezaevinde hem ruhsal/kalp hem bedensel/kafa açıdan güçlü kalman önem taşıyor. Bu konuda o kadar müsterihim ki sen önceden kafa kalp izdivacını tamamlamıştın. Hz. Hacer 'bizi kime bıraktın' sorusuna 'Allahhhh cc' cevabını alınca 'var git öyleyse O cc bizi zayi etmez' demişti. Evet O cc evlatlarını zayi etmedi. O cc seni de zayi etmeyecek.

Aynı dertle muzdarip koğuş arkadaşlarınızın olması da ayrı bir nasip sayılmalı dimi? Günlerin nasıl geçiyor, merak ediyorum?

Kısa sürmesini dilediğim cezaevi konukluğunun, hayatınıza ve bize mutlaka olumlu yansımaları olacaktır.  Bedeli ağır olsa da, gelecek yarınlar için çok değerli.
Dualarımız hep sizinle olacak. Dostça selamlar…
Deniz-Kamp Hatıralarım

8 Eylül 2017 Cuma

Tost/Dost Makinesi


Tost/Dost Makinesi

Ahmet Bey (yan komşum ve kamptaki tek Türk) geldikten iki hafta sonra 'söylemeyi unuttum yakında bir Türk cafesi var simit satıyor' dediği anda ona karşı beslediğim tüm hüsnüzannı gözden geçirdim. 🤔(ıssız adaya gidersek yanımıza alacağımız üç şeyden biri simit)

Türk cafesi ve simit... Çocukları kaptığım gibi Ahmet'in tarif ettiği adrese gidiyoruz. Çocuklar simitleri görür görmez bana dönüp çekiştiriyorlar tam bir görmedik hali var üzerimizde. Tanesi 2€ dan üç tane simit alıyoruz. Cem Yılmaz'ın koltuk hesabı gibi hemennn kuru 4'e sabitleyip hesap yapıyorum. 6€*4: 24TL ye.. Önce bulduğumuza şükrediyorum. Sonra bir daha alamam diye düşünüyorum.🙃

Aradan bir hafta geçiyor. İki Türk aile geliyor kaldığımız yere. Nasıl mutluyum anlatamam. (Anlatırım ya neden anlatamayayım.) Ben de onlara Ahmet oluyorum. Fotoğrafı şurda çektirin, en yakın market burası, simit isterseniz adres.. Devran böyle dönüyor buralarda. Yardımlaşma, dayanışma elden ele, gönülden gönüle yayılıyor. Her öğün verilen sütlerden yoğurt yapıp dağıtıyorum. 

Her sabah verilen kahvaltıda standart kahvaltı tabağından ziyadesiyle tost ekmeği ve kaşar peyniri kalıyor. Biriktir biriktir ne yapacağımızı düşünürken bir Türk arkadaş lazım olur diye bir tost makinesi getirmesin mi? Hem de yepyeni.. Siz bulamazsınız buralarda diye birde dört beş paket helalinden sucukta almış. Bu kampta bir milat daha yaşıyoruz.. Her çıkan yemeği yiyemediğimizden kendimizi tosta veriyoruz. Diğer Türk ailelerden iki hafta önce gelmiş olmanın kıdemliliği üzerimde. Tost makinesi ve sucuk paylaştırıyoruz. Tost makinesi gün içinde üç odayı tavaf ediyor. Çocuklarımızın karnı doyuyor bu sayede.

İkbal hanım ve kızlarıyla bir tost makinesi paylaşmayla başlıyor dostluğumuz. Yaşananlar/yaşatılanlar o kadar yaşanmayası ki.. Havaalanlarından geri dönmeler barındırıyor bu hikaye. Bu ülke onların gelebildikleri için bilet aldıkları bir yer. Buraya gelene kadar 4 ülke gezen bu ailenin üç çocuğu var. Anne babalarının gözünün içine ürkek ürkek bakan üç çocuk. Şükrediyorlar Avrupa'ya ayak basabildiklerine.

Geçici kamptan kendi imkanlarıyla evlerini kiralayıp bir ay gibi kısa bir sürede eve çıkan bu aileye kurban bayramında misafir oluyoruz. Cümbür cemaat bayram yapıyor çocuklar. Ellerde kınalar, ceplerde bayram harçlığı, ağızlarda şeker, dillerde Tekbir.

Her Tekbirde ellerimiz Sema'ya açılıyor ve gözlerimiz derin düşüncelerin ağında medet bekliyor.

6 Eylül 2017 Çarşamba

ÇAY


Yeni kampımıza gelir gelmez komşuluk ilişkilerimi ilerleten yegane araç çay oldu. Nasıl olmasın ki! Bir kapıya gidip su ısıtıcısı, diğer kapıya gidip termos istiyorum. Sıcak suyum ve demlemeye çaydanlığım yok. Ama çayım var hazırlıklıyım👌🏻Her kapı tıkladığımda 'kainatın dilenciliğinden kurtulamadığım yegane nokta çay' diye düşünüyor yine de vazgeçmiyorum sevdamdan.

Telefonla arayan, isteklerimi soran Türk arkadaşlardan 
isteğim elektrikli çay makinesi, ince belli altı tane bardak..

İki gün sonra çay makinem geliyor bütün derdim bitiyor. Elektrikli çay makinem.. Tek lüksüm.. Tüm komşuluk ilişkilerine 3-5 gün ara veriyorum. Buraya alışmam için amudi bir yükseliş sağlayıp uzun atlama  çubuğu oluyor çay.
ve sonra..

Betül Sedacık vefat ediyor bayram günü babasına koşarken. 
Bu haberle son noktayı koyuyorum bu kadar zulme. 
Kalbim sabit ve zikri ile meşgul fakaat aklım isyan ediyor. . Artık damarlarımdaki kan firar etmek istiyor bedenimden. Damarlarım patlayacak ama nasıl? derken.. 

Kadim dostum çayla göz göze geliyoruz. 
Tadım bozulmuş çoktan.. Tadını bozuyorum çayın. 
Sabahtan demliyorum. Acıtıyorum da acıtıyorum. Zehir gibi olunca susuz içiyorum. Yürek acıma acısını katıyorum.

Hanemde yol azığım,
Gözyaşımı dökerken tesellim,
Risalemi okurken hasbihalim,
Türkümü dinlerken dertdaşım,
Nâme de beslendiğim ab-ı hayatım,
Kimsenin hakkımı vermediği yerde dudak payı kadar dahi olsa hak veren sırdaşım ☕️ çay.

Dert bir değil kardeşim bin bin!!

Ey çay!

..tüm acizliğime rağmen, sadakat sınavımı verdiğim şu meş'um demlerde senle birlikte demlenmeye her daim hazırım.



5 Eylül 2017 Salı

Göçmen Bürosu


Geleli bir ay oldu. Geldikten bir hafta sonra çocukları alıp dışarı çıkmaya başladım. Markete, parka, pazar'a...vs. adapte olma süremiz kısa idi. Bir de ufaklık devamlı zırlamasa.. Zır zır zır biz onun bu haline adapte olduk galiba🤷‍♀️💆🏼🤦🏼‍♀️

Göçmen bürosu görüşmelerinden biri tamamlandı. Görüşmeye gideceğim saatlerde çocuklarıma bakması için tecrübeli bir dadı çooktan ayarlanmıştı. Hal böyle olunca gözüm arkada olmadan büronun yolunu tuttum.

Cebimde bugüne özel ücretsiz seyahat kartım.. Randevu saatinde orada bulundum.  Beni bekletmeden içeri davet ettiler. Bir Müfettiş ve bir tercüman var odada. Müfettiş her söylediğimi bilgisayarında kayıt altına alıyor.  Rahatlığı rahatlatıyor. Ülkemde görmediğim İnsana verilen değeri bir başka ülkede hem de mülteci statüsünde görmek elbette çok mutlu etti ama ülkem adına derinn düşüncelere de sevketti. Sanki yaşadıklarıma inat karşımda psikolojik olarak beni rahatlatan bir psikolog vardı.

Eşit statüde iki insan karşılıklı konuşuyoruz. Verdiğim doküman/bilgilerle örtüşen yol hikayemi dinledi önce.. Sonra anlat dediler...Gazetede yazdığıma dair bir numune 📰🗞, Banka hesabı💳, SGK dökümü 📑bile delil olarak yeterli idi. Bu görüşmede beni dinlediler👩🏼‍💻


İkinci görüşmede sorular sorular, olaylar olaylar..

Bizim memlekette çikolatalar 🍫 protesto ediliyordu o sıralar, aramızda çikolatalı gofret sevmeyen yoktu ama şimdilerde o gofretleri bıçaklayıp, asan çoktu. 😬😬Yani twitterda yok yoktu.

Görüşmenin bir yerinde ülkemin çikolatasına saldıranların halinden bahsettiğimde müfettişin beni anlamadığını hissedip (Hoş gerçi.. ben anlıyormuydum sanki!) sözü çikolatayı asan bize ne yapmaza getirip bitirdim. Mesai bitmek üzereyken, not ettiklerini özetledi müfettiş.  İmzaladık karşılıklı yazılanları.. İşlemler tamam!

Artık vakit koşa koşa metroya, yavruların yanına gitme vakti.. Nedense onlara sarılma ihtiyacı hissediyorum.

Yeni hayatımız şimdi başlıyor..Bir sonraki aşama kalıcı mekan ⛺️ Yerleşik Kamp hayatı.